Le Attività Sensibili della Fondazione Intesa Sanpaolo ONLUS 20

Nel documento MODELLO DI ORGANIZZAZIONE, GESTIONE E CONTROLLO (pagine 20-30)

* Sağlık Başdenetçisi

90

ya girmiş odakilerle tanışma faslında bir büyüğümüzün (Ekrem Karpat) cebinden tek sigarasını çıkartmak üzere olduğunu görünce davranmıştım cebimdeki kente ve ondan önce ikram etmiştim kendisine.

Şöyle bir tereddüt etti, aşağılayıcı bir ba-kışla önce sigaraya ve sonra bana bakıp

“..,sen artık kurum mensubusun kaçak si-garayı nasıl içersin,..” bakışlarıyla bir daha görmeyeyim edasını da eksik etmemişti benim apışıp kalmam karşısında. Ben bir süre sonra hayretle kendisine Teftiş Ku-rulu Kapısının girişinde satıldığını yüksek sesle söylemiş, yasaksa bunun nasıl bir yasak olduğunu da içimden kafamı iki yana sallayarak gevelemiştim.

Hiç unutmam.

(Gönderen: İ. Halil ELMAS, emekli TE-KEL Başmüfettişi)

Burada 1211 Sayılı Kanun Geçmiyor mu?

TEKEL’ in TEKEL olduğu zamanlardı…

Tekel Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde 1990’ lı yılların baş-larında yetkisiz yardımcılık dönemini bitir-miş, yetkili müfettiş yardımcısı olmuştum.

Yetki aldıktan sonra verilen ilk bağımsız görev Güneydoğu Anadolu bölgesinde ne-zaret görevi idi.

Dönem arkadaşlarımdan biriyle Güney-doğu illerinden birinde kuru üzüm alımla-rına nezaret ediyorduk. Nezaret görevi tef-tiş görevi olmamasına karşın, o zamanki Genel Müdür önemine binaen bu tür görev-ler de veriyordu. O dönemde bölgede kuru üzüm alımlarında sorunlar yaşanıyordu.

Ekiciler üzümlerini en yüksek fiyattan sat-ma eğiliminde idiler. Zasat-manın kuru üzüm alım talimatına göre ise yabancı madde oranı, şeker oranı ve nem oranı gibi kriter-ler çerçevesinde fiyat belirleniyordu. Kuru üzüm fiyatlarını bu kriterleri esas alarak

müskirat eksperler belirliyorlardı. Dolayı-sıyla başfiyattan indirimler yapılabiliyordu.

Fiyatların düşük belirlenmesi zaman zaman sıkıntılar yaşanmasına neden olu-yordu. Biz gitmeden önce alım eksperleri ekiciler tarafından (veya ekici sanılan kişi-ler) dövülmüş ve alımlar durmuştu. Bu-nun üzerine Genel Müdürlük yeni bir alım heyeti kurmuş ve alımlara nezaret etmek üzere Müfettiş görevlendirmişti. Ayrıca kuru üzüm alım talimatı gözden geçiri-lerek daha düşük kaliteli üzümlerin alın-masına da imkan sağlanmıştı. Kuru üzüm alımlarına bu şekilde yeniden başlanmıştı.

Nezaret görevi çerçevesinde alım heye-tinin çalışmalarını, vatandaşa davranışla-rını, tartım işlerini izliyor; alınan üzümler-den her gün birkaç defa numune alıp alım kriterlerine uygun olup olmadığını labo-ratuarda kontrol ettiriyorduk. Kontrol sıkı olunca alım heyeti de talimata tam olarak uymaya çalışıyordu. Bu nedenle alım kri-terlerine uymayan kuru üzümler geri çev-riliyor, alım dışı bırakılıyordu. Tabii üzüm satmaya çalışan kişiler de buna karşı çı-kıyor, kriterlere uymasa da üzümlerinin alınmasını istiyorlardı. Sorun çıkartanla-rın gerçek ekicilerden ziyade ekicilerden üzüm alarak satan toplayıcı tabir edilen kişiler olduğu söyleniyordu.

Bir gün alım yapılan yer de büyük bir gürültü oldu. Kimi vatandaşlar son güçleri ile bağırıyorlardı.

O sırada bir vatandaşın; “Burada 1211 Sayılı Kanun geçmiyor mu? ” diye bağırdı-ğını duyduk.

İlgili görevliyi çağırarak ne olduğunu sorduk. Görevli vatandaşlardan bir kısmı-nın üzümlerinin alım talimatına uygun ol-maması nedeniyle geri çevrildiğini, onların da sorun çıkarttığını ifade etti.

Bir süre sonra bir satıcının bizimle gö-rüşmek istediğini söylediler. Biz de kabul ettik. Vatandaş içeri girer girmez kendini Ömer Yürekli

91

dövmeye, bir başka ifadeyle dövünmeye başladı. Göğsüne, omzuna, dizlerine, ka-fasına durmaksızın vuruyordu. Uzunca bir süre bizim neler oluyor vb. şeklindeki so-rumuza cevap vermedi. Bizde uzunca bir süre onun dövünmesini izledik.

Dövünmesi bittikten sonra vatandaş bize: “ Burada 1211 sayılı Kanun geçmiyor mu?” dedi.

Biz ona, 1211 sayılı kanunun ne olduğu-nu sorduk. O da bize “para kaolduğu-nuolduğu-nu” olduğu söyledi.

Bunun üzerine biz kesin ve çok kararlı bir tutum içerisinde: “Burada para kanunu geçmiyor. Burada adalet, alım talimatı ve kriterleri geçerlidir.” dedik.

Bu tutum karşısında vatandaş herhangi bir şey söylemeden çekip gitti.

Ve sonrasında alımlar normal seyri içe-risinde devam etti ve tamamlandı.

(Gönderen: Ömer YÜREKLİ/Sağlık Baş-denetçisi, eski Tekel Başmüfettişi)

DENETİM ANILARI

92

Öfke ve mizah, hayatımızın iki gerçeğidir.

Yalnız şu var ki, öfke olumsuz tutum için kul-lanılırken, mizah hayatımıza renk katan bir neşe kaynağı olarak bilinir.

Öfke, engellenme, incinme, tehdit karşı-sında gösterdiğimiz bir tepkidir. Öfkede duy-gusal tepkilerimiz öne çıkar. Öfkeyi bağırma, şiddet gösterme, kırma dökme gibi dışa vu-racağımız gibi sessiz kalarak; kin, nefret, in-tikam, düşmanlık gibi duygularla içimize de atabiliriz.

Öfkeyi ister dışarı, ister içeri atalım. Neti-cede ya bir ruhsal hasar ya bir sosyal hasar görürüz. Hasar görmemek için öfkeyi kont-rol etmemiz gerekir.

Öfkeyi kontrol edebilmek için davranışsal ve düşünsel olarak atacağımız adımlar var-dır, bunları şöyle sıralayabiliriz.

Davranışsal adımlar olarak; pozisyonu-nuzu değiştirmek (ayaktayken oturmak, otu-ruyorken yatmak gibi), bulunduğunuz yeri değiştirmek (ortamdan uzaklaşmak), yüzü-nüzü yıkamak, su içmek, derin nefes almak,

birden ona kadar saymak, harekete geçmek için araya bir gün koymak, kızdığın konuya veya kişiye mektup yazmak ama bekletmek gibi yöntemleri uygulayabiliriz.

Düşünsel adımlar olarak; öfkemizi ta-nımlamak onun gerçek bir durum mu yoksa varsaydığımız bir yorum mu olduğunu net-leştirmek, öfke sonucu davranışımızın so-nuçlarını düşünmek, o an kendimize dışar-dan bakarak ne kadar sevimsiz ve akıl dışı davrandığımızı görmek, suçlamak yerine karşıya etkilendiğimiz durumumuzu söyle-mektir. Aynı zamanda empatik düşünüp kar-şı taraf açısından olayı değerlendirerek onun haklı taraflarını kabul ettiğimizi söylemek, alternatif davranma biçimlerini düşünerek en olumlu davranışı sergilemek ve mizah di-lini kullanmaktır.

Yazı konumuz, esas itibariyle öfke ve mi-zahı bütün boyutlarıyla anlatmak değil, öfke ve mizah kavramlarıyla ilgili kısa bilgiler verdikten sonra öfkeyi yenerken mizahı nasıl kullanacağımızdır.

Bu nedenle mizah hakkında da kısa bilgi verdikten sonra öfkeyi yenmede mizahın

na-Durdu Güneş

ÖFKE VE

Nel documento MODELLO DI ORGANIZZAZIONE, GESTIONE E CONTROLLO (pagine 20-30)